Bazı yaralar sessizdir; kendini ancak kalbin en dip odasında duyurur.
Bazı insanlar ise hayatımıza yalnızca bir an için uğrayıp, içimizde
asırlık bir yankı bırakır.
Bu kitap, o yankının içinden yürüyerek yazıldı.
İsâr – Yüreğimin İncileri, aşkın yalnızca bir duygu değil; insanın kendi
varoluşuyla yaptığı derin bir hesaplaşma olduğunu fısıldıyor.
Bazen sevdiğimiz için yanıyoruz, bazen de yanarak seviyoruz.
Ve insan, en sonunda şunu anlıyor:
Aşk, bir kalbi kaybetmek değil; kendini yeniden bulmanın en
çetin yoludur.
Bu sayfalar; sessiz bir sızıdan doğup, hakikatin ışığıyla yoğrulmuş
kırılgan bir iç yolculuğun izlerini taşıyor.
Her cümlede biraz hüzün, biraz umut; biraz gece, biraz da göğe
bakan bir çocuk var.
Mistik bir fısıltıyla modern bir çığlık birbirine karışıyor:
“Her şey geçer… ama insan, geçemediği yerlerde büyür.”
Belki de bu yüzden, inciler karanlıkta parıldar.
Ve insan, karanlığın içinden geçmeden kendi ışığını göremez.
Elinde tuttuğun bu kitap; kaybolmuş bir sesin değil, yeniden kendini
duymayı seçen bir yüreğin hikâyesidir.
Aşkın, yokluğun, hiçliğin ve yeniden doğuşun kıyısından sana
uzatılmış bir mektup…
Belki de okurken sen de fark edeceksin:
Her insan kendi incisini, ancak kalbine eğildiğinde bulur.
219 Sayfa